3 Haziran 2001, Pazar

Sadece güçlü olan mı özgürdür ?

Ancak sizin gibi hayvanseverlerin anlayabileceği bir acı ile kıvranıyorum son iki gündür: Kedim "Foxy" köpekler tarafından öldürüldü.
Beni tanıyanların gayet iyi bildiği gibi sadece kedileri değil, doğadaki tüm hayvanlara büyük sevgi ve saygı besleyerek yaşarken, bazı hayvan sahiplerinin kendi besledikleri cins dışındaki hayvancıklara karşı duydukları vahşet ve umarsızlık tüylerimi diken diken ediyor.
Güneşin sıcaklığını, çimenler üzerinde koşturmanın, rüzgarı tüyleri arasında hissetmenin mutluluğunu bu şehir ortamında sadece orman kanunlarında olduğu gibi "büyük olan küçük olanı yer" kuralına uyarak en güçlü çenesi olan, en keskin dişlere sahip, en hızlı koşan hayvanlar mı yaşamalı ? Bahsettiğim köpekler, her "saldırı" haberinden nasibini alan, koruyanı kollayanı olmayan zavallım sokak köpekleri değil, gayet güzel beslenen, sadece zevk için öldüren sahipli vahşi köpekler !
Aynı mahallede yaşadığım, komşum diyebileceğim, sahibiyle rastlaştıkca selamlaştığımız, Boxer ve Rotweiller cinsi iki köpek. Bu köpeklerin saldırısıyla parçalanmış, ölmekten kılpayı kurtularak sakat kalmış, ve çoğu da maalesef kurtulamamış birçok kedinin hikayesini ordan burdan duyduğum için benim için korkulu rüya haline gelmişlerdi. Özellikle de Boxer cinsi olanın kedilerin yerini tesbit edip kovalayarak Rotweiller cinsi olana hedef göstermesi ve onun da "işi bitirmesi" hikayesini kendi sahiplerinin ağzından çok doğal birşeymiş gibi dinlediğimden beri... Daha önce bu insaniyetten uzak tarz köpek maçoluğu hikayelerini başka vahşi insanlardan duymuşluğum vardı, "bizim köpek, ma'şallah, bahçede kedi bırakmadı, kedi yavrularını kırt diye yiyor" gibi böbürlenmeler (!) sonucu insanlığımdan utanmıştım onları dinlerken... Neden bu insanlar vahşi köpeklerini eğitmek için hiç birşey yapmazlar ? Neden kedileri öldürmelerine bu kadar kolaycacık razı olurlar ? Madem biliyorsun köpeğinin huyunu neden bir ağızlık takıp üç-beş canı korumak için kılını bile kıpırdatmazsın be adam?
"Foxy" yaz güneşinin en güzel gününde bahçede çimenlerin üzerinde koşturdu, ara sıra esen rüzgar onun uzun beyaz tüyleri arasında dolanırken gıdıklanıp çiçekten böceğe koşturup ağaçlara tırmandı. Uzun kış aylarında eve tıkılıp kalmanın acısını çıkartmak istercesine bahçedeki her ağaca tırmandı, kelebekleri kovaladı... Belki de hayatının en mutlu günüydü, son günü olduğunu kim bilebilirdi ki ?
Ara sıra eve gelip bana görünüyor, yere serilip bana göbeğini okşatıyor, sonra yine bahçeye, kelebek kovalamaca oyununa geri dönüyordu. Bahçeyi çeviren çitlerin ardından köpek hırlamaları geldiğinde refleks olarak balkondan atlayıp çitlere yaklaşan köpeklere hoşt demeye gittim. Oralarda köpek dolaştıranlar beni bilir, ben köpeklerine hoşt diyen kedici bir komşuyum onlar için. Sahipleri geri çağırıp da köpekler çekildiğinde, bir his beni hiç yapmadığım halde çitin öte yanına bakmaya zorladı : Foxy'min cansız bedeni çimenlerin arasında bir pamuk yığını gibi yatıyordu. Gırtlağımdan canhıraş bir çığlık yükseldiğinde köpeklerin sahibi geldi, kedimin ölüsüne bakan sabitlenmiş, inanamayan gözlerimi gördü, " Beni de korkuttun, birşey oldu sandım " dedi... Onun için kedimin ölümü önemli birşey sayılmıyordu. Kedimi çitlerin ardından bana uzatmasını istedim, yerden bir parça paçavra bulmak için arandı, kedimi bacağından tutup çöp parçası gibi uzattı bana ! Foxy'mi kucaklayıp hemen iki adım ötede olan veterinere koşturdum, ne olduğunu anlamak istiyordum : Belkemiği kırılmış. Köpeklerin öldürdüğü kesindi. Kedimin vücudu sıcacıktı henüz. Bembeyaz bedeni bir oyuncak gibi çimenlerde atılıp savrulmaktan yapışkan otlarla kaplanmıştı. Henüz can vermişti. Eve geldiğimde kedimin bedenini kucağımdan ayıramadan saatlerce boğula haykıra ağladım. Bahçedeki mezarına bırakamadım onu birtürlü. O akşam, aynı köpeklerin sahibi, köpekleriyle yine bahçemin çitine geldiğinde ona edecek bir iki sözüm vardı bu yaralı yüreğimle : " Daha kaç kedinin daha ölmesi gerekiyor senin katil köpeklerinin kedi öldürmekten vazgeçmesi için ? Buna bir son vermek için daha ne bekliyorsun ?" dedim. Öylesine duyarsız ve odun yürekliydi ki: " Köpeklerle kedilerin arasındaki düşmanlığı sen de biliyorsun. Ne yapayım yani ? Benim köpeklerimin deşarj olması için tasmasız dolaşmaları, koşmaları lazım, yoksa insanlara da saldırırlar. Sen kedilerini korumayı başaramıyorsan ben ne yapayım? " dedi. Güneşli bahçede koşup oynama, deşarj olma hakkı sadece cüssesi büyük ve çenesi güçlü hayvanların mı hakkı ? Zayıf olan hep korunmalı, saklanmalı, onların ayaklarının altından uzak durmak için dört duvar arasına mı kapanmalı ? Kedilerle gayet barış içinde yaşayan birçok vahşi bilinen köpek cinsi olmasına rağmen, bazı köpek sahipleri vahşi karakterli köpekleriyle ve onlara av olan küçük hayvanlarla nasıl böylesine sevgisiz ve duygusuz yaşayabilir ? Bizi duyan bir başka köpek sahibi, ( ki onun Doberman cinsi köpeğinin ne kedilere ne de başka canlılara asla saldırmadığını duyduğumda ona ve hayvan sevgisine büyük saygı ve yakınlık duydum ), " sizce ne yapabiliriz ? " dedi. Bence hayvanlara da insanlara olduğu gibi doğa ve hayvan sevgisi öğretilebilir. Binbir maharet öğretilen, hatta ustaca vahşileştirilerek övgü kazanan köpeklerin eğitmenleri onlara uysallık öğretmeli. Ya da madem katil olduğu belli olan bir köpeğin var, tasmasız salma ortalığa, ya da ağızlık takarak can yakmasını önle !!!!...
Biliyorum ki acımı hiç birşey dindiremez; kedimi gencecik yaşamında toprağa verdim, bir köpeğin onu plastik oyuncağı zannetmesi sonucunda. Ama bu adam her gün aynı katil köpeklerle bahçemin kıyısında bana  cehennem azabı yaşatıyor. Benim kedilerim olmasa bile, yolu onun dişleri hizasından geçen mahallenin tüm kediciklerini aynı hazin son bekliyor. Köpek sahiplerine seslensek, vahşileştirmek yerine hayvan sevgisini öğretseler köpeklerine ? Birisi bir çare bulsa... Lütfen...
My Muses
Welcome page