Kiraz'ım… Evin kralı… '93 Senesinde Kiraz Şarküteri'nin önünde bulduğumda göbek bağı bile düşmemiş minicik bebecikti. Ya annesini kaybetmiş, ya çocuklar alıp uzaklaştırmış… Biberonla besleyerek büyüttüm Kiraz'ımı…
MissCat'im benim… Kraliçem! Gözümün nuru… '94 Senesinde onu ilk bağrıma bastırdığım andan itibaren canımın içi oldu benim. Gözlerimin içine dik dik bakar, kimi zaman tam çözemediğim telepatik mesajlar yolladığını düşünürüm… 
Geçirmediği hastalık kalmadı, veteriner dosyası adeta bir destan, ama üstesinden gelemediğimiz bir sorunla karşılaşmadık şükürler olsun… 3 Senedir böbrek yetmezliği illetiyle savaşıyoruz. Milou ve Pişik'i aynı sebepten kaybettikten sonra Misket'e de bu teşhisin konulması tam bir kabustu benim için. Güzel Allah'ım beni çaresiz bırakmadı, parmakla mama yedirme yöntemini öğrendim, 3 senedir elle besliyorum, sağlığımız keyfimiz yerinde şükürler olsun…
Pasaklı İran'lı Prensesim benim… '94 Yılında onu ilk gördümde minik bir yer bezi yumağı kadar pis, yapış yapış, akıntılı gözlü ve hastalıklıydı, ama bir o kadar da cana yakın, sevilesi… Pasaklı oluşu hiç değişmedi pamuk prensesimin…
Kendi cinsinden dünya güzeli oğlanlarla çiftleştiği halde doğurmayınca kısır olduğuna kanaat getirip diğer kedilerim gibi onu kısırlaştırmamaya karar vermiştim. Gel gör ki bizim prenses 6 yaşının olgunluğunda mahallenin bıçkın delikanlılarından bir tekire gönül verip peşi sıra doğurmaya karar verince bu işe bir son vermek gerekti. Ev ahalisinden "Safinaz", "Süt" ve "Havuç" işte bu aşkın meyveleri :) Onların kardeşleri "Foxy" ve "Sahlep" ise "iz bırakıp gidenler"den :(
Eve gelen misafirler " KüçükGriiiii" diye seslendiğimde koşarak gelen ayıcık karşısında genellikle aynı tepkiyi gösteriyorlar: " Aman! Bunun neresi küçük?"… Şu günlerde yaklaşık 9-10 kilo.  Eskiden Etiler'de oturduğum sitenin bahçe kapısında onunla karşılaştığımda evdeki nüfus yaklaşık 14-15 filan olmalıydı, "bu sefer de başkası kurtarıcı olsun" demiş, önüne mama bırakıp, eve girmiştim. Sonraki günlerde uzaktan gelen "beni eve alın" miyavlamalarını duymamaya çalıştım, hava güzeldi, önüne mama bırakıyordum, başkası alsındı… 3. Gün dayanamadım, ensesinden kaptığım gibi eve getirdim. Belki birilerini bulurum onu evlat edinecek derken, her zaman ki gibi bağlandım, kimseciklere veremedim. Kendi ismini kendi seçsin diye beklerken, evde en küçük ve tek gri kedi o olduğu için ona "küçük gri" diye hitap etmeye başladım, öyle de kaldı. İsmini çok iyi bilir, evin en akıllı kedisidir, buzdolabı kapağı açmada ustadır (onun yüzünden çocuk kilidi taktım buzdolabına) , konuşarak derdini anlatır (artık ben mi onun dilinden anlıyorum, o mu telepati işini çözdü bilemiyorum) , derdini anlatıp istediğini yaptırana kadar önümde dikilip ısrarla miyavlar o şahane kart sesiyle :)
 
 
 
 
Evde şu an nüfus 6
"İlham Kedilerimi" yaş (ve aynı zamanda eve geliş) sırasıyla listeliyorum
Evin tombullarının yanına sıkışıp sıcacık uyumayı çok sever :)
Kiraz
Misket
Shiva
Küçük Gri
Küçük Gri "küçük" iken...
süt seven tek kedim
"Küçük" Gri'nin bugün ki hali...
Anasayfa
Home page
2007'de "iz bırakıp gidenler"den oldu Kiraz'ım...
2008'de "iz bırakıp gidenler"den oldu Misket'im...
2010'da "iz bırakıp gidenler"den oldu Shiva'm...